Herkese saglik ve mutluluk dolu bir yil diliyoruz. *Drink Responsibly
son yazılar
31 Aralık 2008 Çarşamba
30 Aralık 2008 Salı
Rehavet Panayiri
29 Aralık 2008 Pazartesi
Lütfen bu seviyeli tartışmamıza "Çıkış"ta devam edelim.
Kanka üniversite Sabancı hakkında ek$i sozlukte söyle yazılmış:
içerisinde içmeyi bilmeyen parti yapmayı bilmeyen geniş bir güruhu barındıran üniversitedir. zira okulda 5. yılım ve her partiden sonra itinayla sebepsiz yere kavga eden bir grup barındırmıştır. bugün yılbaşı partisinden sonra olduğu üzere. bir erkeğin bir erkeğe kartopu attığını iddia ederek, oda basıp adam dövmeye yeltenen beyinsizlerin bir şekilde varolabildiği üniversite.
Leman Sam Konseri (Bolum 3)
27 Aralık 2008 Cumartesi
Leman Sam Konseri (Bolum 2)
Leman Sam Konseri (Bolum 1)
Evet, beklenen oldu ve uzun ugraslar sonunda Leman Sam okulumuza geldi. 19 Aralik Cuma gunu satilmaya baslanan biletler ilk gunde istenen ilgiyle karsilasmadi. Ama 22 Aralik Pazartesi biletler tukenme noktasina geldi ve Sali gunu biletler yogun istek olmasina ragmen tukendi. 360 kisilik salon icin basilan 400 biletin tukenmesi kafalarda bir soru isareti olusturmadi degil. Fakat gelmeyecek olanlar goze alinarak boyle bir yol izlendi. Bu arada Sali gunu oglen saatlerinde yayilmaya baslayan bir dedikodu insanlari huzursuz etti. Leman Sam'in sarki soylemek icin degil, soylesi yapmak icin geldigi konusunda yayilan dedikodular ne yazik ki satislari dusurmedi, aksine konserin baslamasina yakin kapida 30 kisilik biletsiz bir grup olusturdu. 25 Aralık 2008 Perşembe
Umran Inan vs Ogrenciler (Tanisma Toplantisi)
24 Aralık 2008 Çarşamba
Ultra Plazmik HD LCD Dana TV'ler
Gün geçmiyor ki Koç İnsanı zevkten dört köşe olmasın. İnsanlarımız çılgınlar gibi kaydıktan sonra, patenlerinin verdiği yorgunlugu, içinde bulunduğumuz gunlerde yurtlarımızın tv odalarında atıyor. Nasıl mı, şaka değil, yurt binalarımızın her bir ortak kullanım, tv odalarının duvarlarını sereserpe ultra hd plazmik lcd tvler kaplıyor artık. Once kayıyoruz, sonra yoruluyoruz, yurdumuza geliyor hiç bi yere sapmadan doğruca tv odasına gidiyoruz, plazmamıza bakıp gülümsüyoruz. Bu kadar basit. Eskiden duvar halıları olurdu evlerimizde, desenli desenli, geyikli ve kahverengi. Gelişen teknolojiden nasibini alan herkes artık halıları cıkartıp su ustte gordugumuz 1,5 metrelik tvlerden taktırıyor. Geçmişte yaşayacak değiliz elbette, dengeler değişiyor biz de ayak uyduruyoruz. Tıpkı yurt mudurlugumuz gibi. 23 Aralık 2008 Salı
Leman Sam Konseri ve Umran Inan
Leman Sam konserinin butun videolari ve yeni rektorumuz Umran Inan'in ogrencilerle yaptigi tanisma konusmasinin ayrintilari yarin burada...
21 Aralık 2008 Pazar
3. Anketimiz Sonuclandi!
Konseyin calismalarini nasil buldugunuzu sordugumuz 3. anketimiz sonuclandi. Fazla bir katilim olmamasi uzucu. Sonuclar goruldugu gibi. Herkesi yeni anketimizde oy kullanmaya davet ediyorum.
20 Aralık 2008 Cumartesi
Leman Sam Geliyormuş
Harika kulup KU Gönüllüleri yine harika bir işe imza atmaya yeltendi. Yeltenmekle kalmadı baya baya işin sonuna kadar geldi. 5 Aralık Dünya Gönülllüler gününe dair bir konser aslında. Maksat bu kadar didinen, çalışan emek veren KU Gönüllülerine bir moral olsun ne bileyim bir eğlence olsun. Bu gönüllüler o kadar gönüllüler ki bu konserin bilet paralarını toplayıp gidiyorlar Barınak Gönüllüleri Derneği'ne bağışlıyorlar, delirmiş olmalılar hepsi. Harikulade insanlar..
"E madem eğlenceğiz, coşacağız, e kimi davet edelim?" diye bana geldiler sordular. Ben tabi hemen CevherCan abiyi söyledim ama kabul etmediler.
Yok artık.
Tabi ki bana sormadılar, niye sorsunlar. Sorabilirlerdi ama. Sorsalardı ilk tercihim Leman Sam olurdu ki, ben demeden zaten Leman Sam hanımefediyi çağırmışlar bile, ne mutlu. 23 Aralıkta olacak konserimiz, 19:30'da başlıyor, SGKM'de (bu da yeni çıktı: Sevgi Gönül Kültür Merkezi, vaaay) takriben 1 bucuk saat fakat eminim 2, 2.5 saati bulur. Biletlerimiz Ö.Mer'de. Migros katında. Bu arada biletler harika olmuş, üzerinde büyük bir emek ve yaratıcılık! Eline alınca insan konsere gidesi geliyor. Sırf ben bilet tasarımı için 7 tane aldım, biri kendime kalan 6sını çekilişle dağıtacağım.
Facebook üzerinden konsere de ulaşabiliyoruz. Şu ana kadar 147 katılım var, dilerim artar.
Koç insanını, gönüllüsünü kırmayıp okulumuza gelecek olan Leman Sam'a da burayı okuyacagını pek sanmasam da sevgilerimi saygılarımı göndereyim. Müteşekkiriz mütemadiyen.
16 Aralık 2008 Salı
35. Gun - Buz Pateni Pisti
Okulumuzun bitmesi merakla beklenen buz pateni insaati benim ongordugumden 1 hafta once sona erdi. Bunun sebebi olarak uzerinin acik birakilmasini goruyorum. Bugun gozlemledigim kadariyla buz pistimize buyuk bir ilgi var. Epey bir kalabalikti yani. Kisa bir sure icin gozlem yapma sansim olsa da okulumuzda pistte cok basarili isimler oldugunu soyleyebilirim. Yeni yeteneklerde bu pist sayesinde yetisecektir.
Gelelim ayrintilara. Oncelikle daha yaklasmadan hemen muzik sesi dikkatimizi cekiyor. Hemen ardindan bir iki ciglik duyuyoruz. Ilk haftalar birileri zarar gormezse iyidir. Buz pistinin etrafi okulumuzun guzel bir brandayla cevrelenmis. Neyse, sozlerimi mutlu bir vatandasin gorusleriyle bitiriyorum, herkese iyi eglenceler:
eksisozlukten babam ve oglum nickli yazardan;
bugun sınavdan çıkıp gece 8 de buz pateni kaydığımız okul oldu kendisi. açıkcası çok eğlendik. hatta bir ara rektör geldi o da kaydı.
9 Aralık 2008 Salı
Koç gibi Kurbanlık
Koç gibi üniversitenin güzel insanları, sevgili okurlar, abilerim ablalarım, küçüklerim büyüklerim. Çılgınlar gibi Koç kestiğimiz bu bayram herkese kutlu olsun, kendisi de mubarek olsun. Tatilde dışarı çıkın, nefes alın, aldırın, gezin tozun. El öpün, öptürün. Sevin ki sevilesiniz değil mi? kocuniversity.blogspot.com sizi Kurbanlık Koçların arasından selamlıyor!
6 Aralık 2008 Cumartesi
Kriz Geçiren Koç Öğrencisi
Koç Üniversitesi öğrencisi sabırsızdır. -Kalabalık sınıflarda özellikle- dersin bitmesini bekleyemecek kadar. Ona sataşır, önündekinin kafasına vurur. Sandalyesinde sallanır. Uykusuzunu, Penguenini okur. iPhone'u ile pilardo falan oynar. En olmadı uyur... Lise günlerine özlemdir aslında, akademik kariyer yapmaya karşı gelme, ezilmeme mücadelesi. Dersi dinlememek için cinnet geçirmeyi bile göze alan öğrenci profilidir bu...
XXX dersinde kafayı yemek üzere olan, belki de yiyen bir genç kızımızla bir deluhanlının (yazılarından tahmin ettim diyeyim, birinden şüpheliyim) bir kağıda döktükleri konuşma.. (dersin adını vermedim ki hem hocaya hem derse ayıp olmasın) Yanlarına almayı unutmuşlar galiba, kağıdı bırakmışlar. Tesadüf bu ya, ben buluverdim. İşte o kağıt:
Fil(F) ve Rolf(R) kod isimli arkadaşlar...
F: Ne?
R: Diom ki, beyninde filler (üstü çizilmiş), balina (onun da üstü çizilmiş), dinazor .ikişiodur.
F: Ne alaka acaba sorabilir miyim? Genel fikir tamam da filler?
R: WTF?
F: Şahsen ben filleri sevmem.
R: ROLF?
F: Onu da sevmem. Hiç görmedim, ayrıca dinazor sesini sadece hollywood'dan bilioruz. Senin mental age'in 3 (üstü çizilmiş). 4.
R: Benimki 5. Ben yendim!
F: İyi bok yedin
R: Tadı Güzeldi.
F: Afiyet Şeker!
R: Tenk Yu. O diil de boynum ağrıyor.
(işlemler var) 5/19 x 100 = 500 /19..
F: Kadını boğazlamak istiyorum! Zaten XXXlogy science mcience değil aq.
(devam ediyor)
F: Bu kadın salak, We're going to come back to that diyip duruyor. Anlatmadığın şeye come back diyemessin! (Gayet zekice, bunu hiç düşünememiştim ben mesela, hayret..)
R: O kadar salağım ki sol yerine sağ diom.
F: ROLFCOPTER is coming!!!
R: TBBT de lolcatz i ezdi sheldan. (?)
F: Niye. Kendi çok mu dolu?
Fil ve Rolf arkadaşları kınıyor, bir daha böyle garip şeylere kalkışmamalarını diliyorum...
Yeni Rektorumuz Belli Oldu!
- Fellow of the American Geophysical Union (AGU), December 2006
- Fellow of the Institute of Electrical and Electronics Engineers (IEEE), November 2006
- European Space Agency (ESA) Certificate of Recognition (CLUSTER), September 2005
- NASA Group Achievement Award (CLUSTER), August 2004
- Ionospheric Effects Symposium, Most Outstanding Paper Award, May 1999
- Stanford Tau Beta Pi Award for Excellence in Undergraduate Teaching June 1998
- NASA Group Achievement Award (POLAR), June 1998
- NSF and Department of the Navy Antarctic Service Medal, August 1993
- Young Scientist Award of the International Union of Radio Science, September 1984
- NASA Group Achievement Award (Dynamics Explorer), October 1983
- Outstanding service award of the Electrical Engineering Department for excellence in teaching (1978)
30 Kasım 2008 Pazar
19. Gun - Buz Pateni Pisti
Sevgili okularimiz, kocuniversity blogu haber alma ajansi buz pateni pisti insaati gelismelerinden bildiriyor.
resimdende gorulecegi gibi insaatimizda ilerlemeler mevcut soyle ki zeminini 1-2 gun boyunca duzeltmeye ugrastiktan sonra uzerini lastik benzeri bir malzeme ile kaplamislar. bundan farkli olarak arka taraftaki demirlerinde yerlestirildigi goze carpiyor. peki bu kadar ilerleme ne kadar zamanda oldu dersiniz? tam 1 hafta. inanilir gibi degil. 1 hafta da bu kadar ilerleme kaydetmek gercektende buyuk bir hiz(!). her neyse ben bir onceki yazimda da belirtmistim en az 1 ay surer diye zannedersem beni hakli cikarmak icin boyle bir strateji izleniyor. bu hafta icindeki yagmuru da hesaba katmak lazim, adamlara haksizlik etmeyelim. gelismelerle yine burada olacagiz.
2. Anketimiz de Sonuclandi!
Toplamda 69 kisinin katildigi anketimizle bir rekora imza attik. hatirlayacaginiz gibi bir onceki anketimize 2(iki) kisi katilmisti.anketimizde sitemizi nereden duydugunuzu sormustuk ve 58 kisi bizi eksi sozluk'ten duydugunu belirtmis. bu sitenin duyulmasini saglayan basta eksi sozluk, ardindanda bu sitenin varligini arkadaslariyla paylasan sizlere cok tesekkur ediyoruz.
29 Kasım 2008 Cumartesi
(E)trafınızı(P)aklamaktır(İ)şim
27 Kasım 2008 Perşembe
Ayva Kupasi
Bugun Ayva Kupasi dahilinde okulumuzda itu-bogazici ve koc-sabanci maclari yapildi.
saat 22:30 gibi spor salonuna gittigimde sadece koc-sabanci erkekler macinin bir kismini izleyecegimi zannettim fakat gittigimde daha kizlarin maci bitmemisti. niye bu kadar geciktigini sordugum da ise bogazici ve itu macinda kavga ciktigini ve bir gecikme yasandigini ogrendim. bu konuda yorum yapmayacagim cunku olaylarin nasil gelistigi hakkinda hicbir fikrim yok. gelelim gecenin devamina...
gecenin benim izledigim diger macinda ise erkek takimimiz cekismeli gecen maci sabanci uni. karsisinda 59-48 kazandi. macin baslarinda yasanan cekisme son periyodta sabanci universitesinden 15 nolu oyuncunun faul sayisinin dolmasi ve orcun arkadasimizin iyi oyunuyla son buldu. bu sirada farki acan takimimizda bu macta goze batan isimler; burak, orcun ve noyan olmustur.tek eksigimiz pota altinda biraz etkisiz kalmamizdi ki serdar hocanin bu duruma bir care bulacagini dusunuyorum.Erkek takimimiz ise bu gece ki zaferle birlikte galibiyet sayisini 2'ye cikardi. takimlarimiz ilk maclarinda bogazici uni. ile karsilasmistir.
25 Kasım 2008 Salı
Little Yemekçi
Felsefe dersinden kafamda binlerce "var mıyız yok muyuz" soruları-şüpheleriyle çıktım. Sınıftan uzaklaşırken de Odeon altındaki CIT'nin önünden geçeyim istedim, ki böylece ofis giriş kapısının hemen yanındaki şifre girdiğimiz telefonlu son teknoloji kumandanın mükemmelliyetine bir kez daha şahit olabilecektim.
Her adımla kalbim daha sert atmaya, bacaklarım daha bir tir tir titremeye başladı. O an geldi. Delici ve kıskanır bir halde sekreter ablamıza bir bakış fırlattım. Bu bakışlar haykırıyordu: "Ah senin yerinde olmak için, o kapının diğer tarafında olabilmek için neler vermezdim!" diye. Kah mutlu kah afallamış bir ruh haliyle o kumandaya baktım. O an herşey durmuş, felsefe dersinde aradığım tum sorulara bir anda cevap bulmuştum. Ah CIT sen nelere kadirsin! Bizi teknolojinle döversin...
Oradan uzaklaştıkça gerçek dünyaya geri dönüyordum. Karnımın acıktığını farkedip, divanın yani şimdilerin yemekçisinin yolunu tuttum. Suratımdaki hafif memnuniyetsizlikle etrafı söyle bi süzdüm, belki bir tanıdık gorur de yemeklerin o harikulade tadına ortak olabilirim diye. Başarısız oldum. "Tepsi"mi aldım, içeri süzüldüm. Ahçı abilerin yine iyi niyetli sevecenlikleriyle karşılaştım. Her gün biftek yiye yiye bihal olmuşum ki, biftek yazısını görür görmez yolumu "Izgara Reyonu"na çevirdim. O derece yani!
Hasan Abi (adını bilmiyorum ama adını Hasan koydum ben) yine o kendine has stiliyle beni karşıladı. O derece, ileri bi samimiyet kurmuştuk ki, hal-hatır soruyor, yapamadığım odevleri tartışıyor, haftasonu için iddaa tüyoları veriyorduk birbirimize. Bir beş dakka muhabbet ettikten sonra anca siparişimi hazırlamaya koydu. Ah Hasan Abi, aç bıraktın bizi!
Izgarayı beklerken oluşan samimiyet/hava(atmosfer) bi başkadır divanda. Hele yalnız bekliyorsanız. Tepsiyle oynamalar, reyonun onunde volta atmalar, hemen yanda bekleyen güzel bir kız varsa kesmeler, salak saçma muhabbet açma denemeleri vs. "Buranın mayonezi de bir başka güzel canım!" Lan bildiğin tat mayonez işte, manyak mısın sen? Saat 12de geldiğim için pek bi kimseler olmadığından mutevellit diğer Ahçı abime sataşmaya yeltendim. Fakat o benden hızlı çıktı ve beni dumura uğratan o soruyu sordu:
-Hocam, gel sana bir pizza ısmarlayayım?
Zaten kafamda felsefik şüpheler var. Bir an fenafillaha ulaştım sandım. Nerdeyim sorusunu yonelttim kendime, cevab veremedim. Afallamıştım resmen. Sonra gözlerim ahçının hemen onundeki kagıda ilişti: Pizza + İçecek : 7 YTL! "Yemekçiyi seviyorum!" diye bağırmışım o an. Kendime geldiğimde söylediler. Hatırlamıyorum. "Film şeridi" geyiği gerçekmiş meğerse.
Evet yemekçi sonunda yılın atılımını yaptı ve öz be öz kendi kaynaklarıyla pizza yapımına geçti. Fiyat da belirttiğim gibi. Pizzamız 15cm civarında bir çapta. Öküz gibi değil. Abiye içtenlikle sordum, "Ismarlama derken bana ozel bi uygulama mı, hakkaten beleş mi bana?" diye. Yok değilmiş. 7 YTL istedi benden. Üç cesit pizza mevcırt: Vejeteryan olanı hatırlıyorum bi tek. Diğerleri de ton balıklı, normal, klasik falan öyle bişilerdi. Gidin yerinde inceleyin artık, yarın mesela, tabi yoğun izdihama yakalanmamak için erken gidin. Yanında da kola-fanta-sprite-ıce tea falan bir de. Al sana doyurucu menü.
Ahçım önceden hamurunu açmış, içine yine önceden hazırladığı malzemesini koyuyo, hemencecik gözunun onunde mikrodalgada ısıtıp, "afiyet olsun" deyiveriyo. Yurt Müdürlüğünden BoğaçHan (adını hakkaten ogrenemedim hala, umarım dogrudur) Beyefendi pekala beğenmiş gibiydi pizzaları. "Aha ikinciyi de isteyecek" derken, ne kadar doyurucu bi pizza oldugunu anladı ki, ikinciye yok diyebildi...
Benden solemesi, yemekçiyi senenin girişimcilik odulune ben layık gördüm.. Gidin deneyin.. Ya da boşverin, kendinize bi iyilik yapın, hayatınıza başka türlü devam edin ;)
kirkbir'den fotograf calismalari
kirkbir'in cektigi diger fotograflara ulasmak icin: http://kirkbir.deviantart.com/
24 Kasım 2008 Pazartesi
Paylasmak Guzeldir
Paylasmak deyince akliniza ne geliyor? mutluluklari paylasmak, acilari paylasmak, bir kuru ekmegi paylasmak... Baska. Okulumuzun agi.
simdi geri donup bakiyorum da bizim geldigimiz sene (2006) okulda bir paylasim cilginligi almis yurumustu. o zamanlar psychopeer, electromaniac bu isimlerin basinda geliyordu. belki de benim su an takip ettigim dizilerin sorumlulari da onlardir. daha sonra bizle birlikte gelen tetiker parladi. dedigim gibi o zamanlar internet baglantimiz da simdiki gibi degildi. her aksam counter strike agini actigimizda en az 2-3 kurulu harita olurdu, neyse buna baska zaman deginecegim. bu paylasimci arkadaslar o kadar basarili isler cikariyorlardi ki bir ara istek bile aliyorlardi. siz yaziyordunuz isteginizi 1-2 saat sonra istediginiz dizi, film, oyun paylasimdaydi. Bir ara o kadar ileri seviyeye gelmisti ki bu paylasim rektorumuz Atilla Askar bu konuda mail atip herkesi uyarmisti.peki o gunlerden bugunlere neler degisti. ozellikle gecen seneden baslayarak psychopeer ve electromaniac paylasimlari biraz kismasi ve bu sirada okul agindaki problemlerin bas gostermesi bu paylasim sektorune balta vurdu. bu sene ise yeniden bir toparlanma bekledigimiz tetiker bu patlamayi gerceklestirdi ve yaklasik son 10 gundur elindeki dizi ve filmleri bizlerin kullanimina acti. yalniz bu sene paylasim grubumuzda bir kac degisiklik goze carpiyor. tetiker'in yine basi cekecegi bu paylasim grubuna yeni katilan arkadaslarimiz ise bilginoglu ve thelickerman isimlerini kullaniyorlar. benim su ana kadar dikkatimi cekenler bu uclu bunlardan farkli bir paylasim adina sahip iyi bir arsivi olan arkadaslarin isimlerini siz okuyucularimizdan bekliyorum. benim hedefimde ise bu paylasimci arkadaslarin oldugu bir takvim olusturak ve hangi gunler kimin hangi diziyi paylasima acagini sizlerle paylasmak var.
paylasmak guzeldir.
lutfen bizim sitemizin adini da arkadaslarinizla paylasin. :D
22 Kasım 2008 Cumartesi
UGG meselesi
bu sezonun modasi herkesin ayagindada gorulebilecegi gibi UGG marka botlar. cesit cesitler, kisa, uzun, bej, beyaz, siyah, orgu ... Ama artik bir durmak lazim dusunmek lazim. siz degilmiydiniz ayni kiyafeti giydiginizde pisti olduk diyen ve kendini kotu hisseden. simdi ne oldu da her 2 kizdan 3 unun ayaginda bu botlar var. bana zevkler ve renkler deyip konuyu kapatmaya calismayin. moda diye koyun surusu gibi bu botlari giyenler kuzu derisinden yapilan bu botlarin icinde koyun gibi gozukuyorlar. simdi sizlere okudugum kadariyla bu botlarin bir kotu yonunu aktarmak istiyorum, bu botlar su gecirdi mi kurumak bilmiyormus ve her sezon yenisini almak gerekiyormus. bana kalsa bu botlari kimse giymese ve bu kuzular hayatlarina devam etse ama illaki ayagini bu kuzunun agzina sokmus gibi dolasmak istiyenler varsa devam edin, zaten ben dedim diye duracak degilsiniz ya. ama belki asagida ki yorumlardan sonra belki bi kisminiz bu igrenc botlari giymelten vazgecerler. once sizlere su yukarida gorudugunuz resmin altina yazilan yorumu aktariyorum:
Ugg brand whatever you want to call them. Boots? They are an abomination to feet everywhere. So many cute girls wear them and their cuteness go's right out the door. Disgusting!
Katilmamak elde degil.
12. Gun - Buz Pateni Pisti
Insaatimizin 12 gununden resimlerle sizlerleyiz. ilk bakista alta serilen cakil taslarinin seviyesinde yukselme ve soldaki tahta iskelet goze carpiyor. e tabi bir de ortadaki iki abi var onceki resimden farkli olarak.
7. Gun - Buz Pateni Pisti
21 Kasım 2008 Cuma
Biz de Kayabileceğiz artık...
Bekledim, bekledim. Ama yeter artık sabretcek halim kalmadı benim de tıpkı diğer Koçlular gibi. Baktım da yau bizim bu CIT iyi çalışıyor, keza yurt müdürlüğü de. Okulun interneti sayesinde okuyorsunuz bu yazdıklarımı, farkındasınız değil mi? Adamlar daha ne yapsın. Eski adıyla divan şimdilerin yemekçisi'nin kabak dolmasını sevmeyen olabilir mi? Peki ya Taksim'den haftasonu dönüşlerimiz, sırf Taksim'den servisle dönebilmek için Taksim'e giden kaç kişi tanıyorum ben, bir saysanıza siz de! Tanrım ne kadar güzel bir okulda eğitim alıyorum derken, yeni bir gelişmeyle bir kez daha sarsıldım, titreyip kendime gelmeyi denedim uzun uzun...
Öğrenci Merkezi-Henry Ford arasında barındırılan otluk alanda bir cisim belirdi geyiği çok sıktı canımızı artık. Gittik kocuniversity.blogspot.com ekibi olarak araştırmalarımızı yerinde yaptık, orada çalışan arkadaşlarla bir bir konuştuk. Bunla yetinmedik, rektörümüze kadar çıktık; kendisiyle konuşamadık ama "içerdeki tanıdıklarımız" sağolsun üstte gördüğünüz fotoğrafı alabildik.
Top bile oynatmadıkları güzelim çimlerin üzerinde beliren cisim bir adet 10x8 metre genişliğinde mini mini bir buz pistiymiş meğerse. Kendisinin yapımı tamamlanınca tıpkı yukardaki fotoğrafta gordüğünüz gibi hanımkızlarımız (?) bu şekilde buz pisti sporu icra edeceklermiş. Gelen haberler arasında açılışa da ünlü bir ses sanatçısı gelecek diyorlar. Bok gibi paramız var mı, yok mu? Onu da yaparız!
Okul dışından burayı takip edenler ya da günde 15 kere geçtiğimiz yolda kafasını sağa-sola çeviremeyip kocaman pist inşaatını görememiş, dünyadan kopmuş, bihaber Koçlu arkadaşlara pistimizi tanıtalım hemen:
Pistimiz alttan soğutmalı, üstten ısıtmalıdır. Poponuzun üzerine her düştüğünüzde en az hasarla kazayı atlatmış olabileceksiniz böylecek. İkinci olarak, buz pistimizin ergonomik yapıya sahip olması yani portatifliliğini diyebiliriz. Yani istersek pisti alıp odeon'a götürebiliyoruz ya da S yurdunun içine de alabiliriz. Neden olmasın? Fakat herşey bu kadar güzel değil maalesef. Sıcak havalarda buzun erimemesi için çok fazla elektrik-gaz-petrol harcamamak adına yaz gelmeden pistimiz depoya konacakmış. Bu kış kaydınız kaydınız, yoksa bekleyeceksiniz 7 ay kadar bir daha. Biz görevimizi yapalım, sizleri uyaralım.
Eveeet, biricik öğrenci konseyimiz, biricik okul başkanımız çalışmıyor diyenler görsün. Seçim zamanı ne kadar vaatte bulunduysa yerine getiriyor konseyimiz bir bir, daha ne yapsınlar soruyorum size? Bunlardan en acili olan yarı olimpik buz sahamıza ivedilik kazandırdığı için buradan bir kez daha teşekkürü bir borç bilirim.
İlerleyen günlerde gençliğimde kaleme aldığım "Hepimiz Kaymalıyız veya Kaymamalı mıyız?" isimli kitabımdan "On adımda nasıl kayarım?" isimli makalemi buradan bulup okuyabilirsiniz.
Üşümemek, üşütmemek adına hepinizi poşularınızla birlikte buz pistine bekliyor olacağız.
Konuyla alakasız bir not: İstanbul üniversiteleri bir bir kafayı yiyor. İtü'de senelerden bu yana süregelen "Geleneksel Vadi Yürüyüşleri" bu sene de olaylı-gürültülü gerçekleştirildi. 20 Kasım'da da bir delirme hareketi Sabancı'dan geldi. Hem sözlükten hem de facebook üzerinden takip ettik olayı. Artık bizim de dayanacak gücümüz kalmamıştır. Bir cinnet, bi kıvılcımla yıkarız bu okulu da kuleyi de. Bi an once bitsin pistimiz, kaymak istiyoruz!
18 Kasım 2008 Salı
Blogumuz Yorumlariniza Acildi !!
Merhaba arkadaslar, biraz cabayla blogumuzun trafigini arttirmis bulunuyoruz. Burada yazdiklarimizin sadece bizim goruslerimizi yansitmasini istemedigimizden sizin yorumlariniza da acigiz. Yapmaniz gereken yazilarin hemen altinda yer alan yorum linkine tiklayarak goruslerinizi belirtmek. Bize katilip okulumuz hakkindaki gelismelerden okuyucularimizi bilgilendirmek istiyorusaniz bana maille ulasmaniz yeterli. Mezun olan arkadaslar da aramiza katilip okulumuzun yeni ve eski durumunu karsilastirabilir, mezun olduktan sonra bizleri nelerin bekledigi konusunda yazabilirler. Yorumlarinizi bekliyoruz...
15 Kasım 2008 Cumartesi
Anket Sonuclandi !
Anketimiz yuksek(!) bir katilimla sonuclandi. kimlerin oy verdigi gayet acik. zaten kac kisi bakiyoruz ki su bloga. neyse siradaki ankete daha fazla katilim olmasini umut ediyorum, Kucuk Evim'i de bu iki oy'undan dolayi tebrik ediyorum.
14 Kasım 2008 Cuma
CevherCan'ı Koç Üniversitesi'ne Davet Edelim mi?
Diyarbakır doğumlu olan Cevher CAN, müzik hayatına 1988 yılında Başlamıştır. Yaşamının her alanında müziği ön planda tutmuştur. Yıllarca emek verdiği müzik Hayatında kendisine ait birçok söz ve bestesi bulunmaktadır. Biriktirdiği bu bestelerini 2004 yılında bir albümde toplamaya karar vermiş ve ilk albümü olan “Hasretinle Yaşıyorum”, u müzik piyasasına sunmuştur.
Özellikle doğu Bölgeleri ve Avrupa, ilk albümüyle birlikte Cevher Can’ı kabullenmiştir. Gördüğü ilgi karşısında üretkenliğini artıran ve besteleri çoğaltan Cevher Can ilk albümü ardından hemen ikinci albümü “Çaresiz Bir Aşka Düştüm”,ü hazırlamıştır. Bu iki albüme 5 tane klip çekmiş ve bu klipleri bir çok müzik kanalında yayınlanmıştır. Özellikle Doğu Bölgelerinde verdiği konserlerinde geniş bir kitle toplayan Cevher Can, Avrupa’da da aynı ilgiyle karşılaşmaktadır. Halk konserlerinin yanı sıra aynı zamanda Türkiye’nin birçok yerinde Türkü Evleri’nde de sahne almaktadır. Cevher Can Mütevazı kişiliği ve efendiliği ile müzik piyasasında kendisini kabul ettirmiş ender sanatçılardandır.
* * *
Sessiz sedasız tanıdık O'nu. Hangimiz sevmedik ki? Evet, CehverCan içimizden biri. Tıpkı bir BerkeCan, UtkuCan ya da BatuCan.. Poşusunu eksik etmiyor boynunda, koynunda, tıpkı bizim gibi. Onu ilk "Hasretinle Yaşıyorum" ile tanıdınız. Benimki biraz daha eskiye dayanır aslında... Hatırlıyorum da o günleri, zor günlerdi benim için... Hayatın vurduğu her bi tokatla daha da dibe gömülüyor, bu bataklıktan kurtulmak için ne kadar cabalasam da başarıya gark olamıyordum. Fakat O'nun bende yarattıgı etkiyle bugünlere gelebildim, yazımın başında buradan kendisine sevgilerimi iletirim, O'nun açtıgı ve ışık tuttugu yolda ilerliyorum- teşekkürü bir borç, dostane bi tebrik bilirim...
2003'ün soğuk bi sonbahar Brüksel öğleden sonrasında, Mamma Mia'dan çıkıp soluğu metroda almıştım. Brüksel metrosu tıpkı İstanbul gibidir, metrosunun bi ucundan baktığınız zaman diğer ucunu görebilirsiniz. Yani metrosu ne Paris'e benzer, ne de New York'a. Brüksel Metrosunda da tıpkı İstanbulda oldugu gibi çalgıcılar-türkücüler vardır - ki genelde bizim gurbetçilerimizdir. Onları dinlemekten gerçekten çok zevk alırım. Ruhlarını parayı umursamaksızın katarak yaparlar işlerini... Diyarbakırlı CevherCan'ı da ilk burada tanıma ve dinleme fırsatı bulmuştum. Aslında bi tesadüf değildi bu tanışma ya da bu fırsat, ayrıcalık! Mamma Mia'yı izlerken arka sıradaki çift sürekli CehverCan diye birinden bahsediyordu. Kulak misafiri olmuştum; CehverCan'ın Brüksel Metrosu Vunderbah duragında çok ünlü ve neredeyse butun Brüksel'de geniş kitleler toplamış, hemen hemen bütün Brüksel Müzik Piyasasının artık kabullendiği bi sokak calgıcısı oldugunu anladım. 7 kişilik halay ekibiyle beraber oldukça ilgi görüyormuş kendisi Vunderbah civarlarında...
Koşar adımlar birbirini takip etti; Vunderbah civarlarını pek iyi bilmezdim o sıralar. Fakat iki sokak geçtikten sonra yolun karşısında bi kalabalıgın oldugunu farkettim. Anlamıştım. CevherCan Brüksel'i sallıyordu tek başına. Kalabalığı deyim yerindeyse yara yara geçtim O'na ulaşabilmek için. Ne Yazıktır ki, 5-6 metre gidebilmiştim o coskulu kalabalıgın arasında. O'nu duyamasam da hissedebiliyordum, o enerjiyi-elektriği alıyordum... Kalabalık sokağa taşmış olacakki on beş dakika sonra polisler geldi ve dağıttı kalabalığı. Yine gelirim diye içimden geçirip, bi gun sonrasında gene aynı yere geldim, fakat beni acı bi sürpriz bekliyordu. CevherCan artık yoktu... Uzaklara, memleketi Diyarbakır'a dönmüştü...
Gün oldu, devran döndü. CevherCan'la olan yolumuz daha dün Taksim D&R'da kesişti. Dile Kolay! Tam 5 sene geçmiş Cevheri dinlemeyeli. İstiklalde karanlık yagmurun altında çılgınlar gibi yürürken dergi satanların bagırışları arasında tanıdık bi ses duydum, evet! O'ydu. O'na tekrar kavuşabilmiştim. Yolumu değiştirip D&R'a girdim bi telaşla, Çaresiz Bir Aşka Düstüm ve CevherCan afişleri dört bi yanı kaplıyordu. Gözlerime inanamamıştım!
Albümü aldım, doya doya dinledim. İnanın o çizgisinden hiçbirşey kaybetmemiş. Üstüne kendi hayat tecrubesini, acılarını, mutluluklarını eklemiş hatta. Şimdi ilk albumunun siparişi verdim, stoklarda yok dediler, sabırsızlıkla bekliyorum. Albumde "Diyarbakır'dan geldim, Begenemedin mi?" şarkısı ilgimi çekti ilk başta, bu şarkının hikayesi de bir o kadar ilginç! Demet Akalın'ının "Diyarbakırdan mı Dagdan mı geldiniz?" Gafına oldukça içerlemiş CevherAbi, tepkisini yine müziğiyle sanatıyla göstermiş, ne kadar esaslı bir duruş değil mi sevgili dostlar?
İlk videosunu da bu şarkıya çekmiş, bir çok müzik kanalında da sevenler ilgiyle takip ediyor. Gerçekten çok başarılı bi klip olmuş. Şuradan izleyebilirsiniz tekrar o mukkemmeliyeti tadabilmek için...
Sizler de eminim, CevherAbi'yi en az benim kadar severek, ilgiyle takip ediyorsunuz. E madem ole CevherAbi'yi kampusumuze davet edelim. O da bizden biri değil mi? Poşularımızda O'nun imzasını - kokusunu taşımak istemez miyiz? İnanıyorum ki, bu blog üzerinden başlatılabilecek kampanya ile Öğrenci Konseyimize gerekli talebi yapar, O'nu hem bi mini konsere, hem de hoş bi söyleşiye davet ederiz. Arz ederiz... Kendisini tanımayanlar yoktur biliyorum, ama varsa da lütfen CevherCan'ın Resmi Web sitesini buradan ziyaret etsinler. Unutmadan! cevhercan 16:00 ile 22:00 saatleri arasında msn de. msn de yazışmak ve görüşmek için info@cevhercan.com adresini kişi listenize ekleyebilirsiniz. Ben ekledim vallaa... Doyamayanlar ve PoşuSeverler için geliyor: Ayrıca buradan Megadeth'e prodüksyon nasıl yapılır öğrenme amaçlı tavsiye ediyorum. Mustaine baba gör gör, zımbırtı senii!




