Şu CIT'e akıl erdirmek mümkün değil. Elle tutulur tek yanı Odeon altındaki ofislerinin kapısındaki kumandadır. Hani su sifre girip, sekreterle telefonla konusup falan filan içeri girme iznini yer, gören de sanacak sanki içerde üst düzey teknoloji; çökmesi halinde dünyayı kaçınılmaz bir son bekliyor... Alakası yok!
Kah Comp 201 kah Math 204'ten çıkmış mini mini yetişkinler soluğu bugünlerde sos lab'lerde alıyor. Bugunlerde demek yanlış aslında, ne zaman sos labler boş kalmış CS ya da AOE sapkınlarından? Üniversiteye ilk girdiğimiz yılları hatırlarım da -ki sene 1972 civarı.. kütüphanede oynardık deliler gibi. OOZATAS vardı, bir efsane! CS efsanesi.. hayır hayır mükemmel oynadığından falan değil. Setup source'muzdu kendisi. Şimdilerde mezun olmuş OOZATAS, onun veliahtı IAYKAC ismi dolanıyor ortalarda. Neyse, evet SKL diyordum. O zamanlar Track hesabı calışan ELC öğrencisi olmanın getirdiği huzur ve ferah sistemine gark olmuş haldeydik. Herkesin derse giriş çıkış saatleri de aynıydı. 9:30da girilir, 11de ikinci derse, sonra doğru kütüphane zemin kata. 2'ye kadar...
EEE.. O günler eskide kaldı ama CS eskilerde kalmadı, 3 senedir düşük fps'ler, "yok mouse'a alışamadım, evdeki mouse'm olsaa!..." serzenişleri hep dillerde kaldı. SKL'de geçen o zindan günlerden sonra, çare SOS lab'ler oldu. Olmadı Sevgi Gönül'ün karşısı. Arada exchange'ler denk geliyor, hayret ediyorlar... İlahi Türkler?!
Gel gelelim, firefoxu açmakta zorlanan bilgisayarlarda Türk Genci nasıl CS oynayabiliyor. CIT'e karşı kazanılmış azmin zaferidir bu açıkca. Koç öğrencisinin CIT ile bir başka imtihanıdır CS seansları. Düşünsenize, tam ısınmışsınız oyuna, head shotların ardı arkası kesilmiyor, bi anda "unblock" hatası! Olur mu?
Belki sniper'ımız ya da 4'ün 1'i falan yok elimizde, ama bizim mangal gibi yüreğimiz, elimizde de en keskininden Bursa Bıçağı var. CIT de kimmiş??
Bol IceWorld'lü günler..
"Lan arkada lan, zıpla zıpla!"
"Pusma lan it! Nerdesin lan?"
son yazılar
13 Kasım 2008 Perşembe
SOS Lab'lerde Silah Sesleri
şu yazdı:
kirkbir
Şu CIT'e akıl erdirmek mümkün değil. Elle tutulur tek yanı Odeon altındaki ofislerinin kapısındaki kumandadır. Hani su sifre girip, sekreterle telefonla konusup falan filan içeri girme iznini yer, gören de sanacak sanki içerde üst düzey teknoloji; çökmesi halinde dünyayı kaçınılmaz bir son bekliyor... Alakası yok!
Kah Comp 201 kah Math 204'ten çıkmış mini mini yetişkinler soluğu bugünlerde sos lab'lerde alıyor. Bugunlerde demek yanlış aslında, ne zaman sos labler boş kalmış CS ya da AOE sapkınlarından? Üniversiteye ilk girdiğimiz yılları hatırlarım da -ki sene 1972 civarı.. kütüphanede oynardık deliler gibi. OOZATAS vardı, bir efsane! CS efsanesi.. hayır hayır mükemmel oynadığından falan değil. Setup source'muzdu kendisi. Şimdilerde mezun olmuş OOZATAS, onun veliahtı IAYKAC ismi dolanıyor ortalarda. Neyse, evet SKL diyordum. O zamanlar Track hesabı calışan ELC öğrencisi olmanın getirdiği huzur ve ferah sistemine gark olmuş haldeydik. Herkesin derse giriş çıkış saatleri de aynıydı. 9:30da girilir, 11de ikinci derse, sonra doğru kütüphane zemin kata. 2'ye kadar...
EEE.. O günler eskide kaldı ama CS eskilerde kalmadı, 3 senedir düşük fps'ler, "yok mouse'a alışamadım, evdeki mouse'm olsaa!..." serzenişleri hep dillerde kaldı. SKL'de geçen o zindan günlerden sonra, çare SOS lab'ler oldu. Olmadı Sevgi Gönül'ün karşısı. Arada exchange'ler denk geliyor, hayret ediyorlar... İlahi Türkler?!
Gel gelelim, firefoxu açmakta zorlanan bilgisayarlarda Türk Genci nasıl CS oynayabiliyor. CIT'e karşı kazanılmış azmin zaferidir bu açıkca. Koç öğrencisinin CIT ile bir başka imtihanıdır CS seansları. Düşünsenize, tam ısınmışsınız oyuna, head shotların ardı arkası kesilmiyor, bi anda "unblock" hatası! Olur mu?
Belki sniper'ımız ya da 4'ün 1'i falan yok elimizde, ama bizim mangal gibi yüreğimiz, elimizde de en keskininden Bursa Bıçağı var. CIT de kimmiş??
Bol IceWorld'lü günler..
"Lan arkada lan, zıpla zıpla!"
"Pusma lan it! Nerdesin lan?"
9 Kasım 2008 Pazar
Ne Giyiyoruz? Poşu Takıyoruz!
şu yazdı:
kirkbir
"Bu kış paltomun üstünde atkı yerine, siyah beyaz yün bir poşu saracağım. Kendisi halis munis Urfalı. Sıcacık tutuyor.
Son yıllarda Doğu illerimizde çekilen dizilerden mi etkilendim yoksa Thomas Wylde ve McQueen'in kurukafalı kocaman fularları mı çağrışım yaptı bilmiyorum. Önemli de değil!"
* * *
Şu okulun insanları bir garip hakikaten.
Elimde değil... Kendi giyimime takmıyor gözüksem de, kendimi fazla koyverdiğimi söyleyemem ya da ne biliyim, millete görece yeni arayışlar içine girmediğim olmuyor değil. Sonuçta insanlar / topluluklar ya cevresini kendine uyduruyorlar ya da kendilerini çevrelerine... Bilmeyen yok bu saçma lafı! Fakat, haliyle bi insanın cevresini değiştirmesi pek bir zor. Ama bunu yapabiliyor bi statüdeysen de bi o kadar basit.
Size de malum olacaktır ki, kampus insanımızın çoğu genç, kıpır kıpır-fıkır fıkır cinsten, liseden çıkıp gelmenin, saça sakala ya da bakır boyalı, röfleli falan saçlarla tanışmanın getirdiği bi heyecanla yaşıyor. Özgür bir ortamda "ben büyüdüm" diyebilmenin keyfi. Akabinde akıllara gelen, "kendimi bi kalıba sokmalıyım veya şekillenmeliyim, hayat görüşü edinmeliyim" (yontabilir de kendisini) cümleleri, tripleri. Hangimiz yapmıyor geç kalınsa da? Fakat bunu yaparken, nedense çevreden o kadar ilham alıyoruz ki, bireyin birey olabilmesi şartlarının hepsini yıkıp geçiyoruz. Ufacık bi veletken, daha çoktu bu tip belli şekillere girmeler, etkilenmeler, çocuk aklımızla kolayca empoze olabiliyorduk bu tip dayatmalara tabi ki! Eskiye nazaran daha iyi bir haldeyiz. En azından hiçbirimizin yurdunun herhangi bir duvarında "hepsi" posteri falan yoktur ya da ne biliyim "anne hasan'ın sarı corabı var benim yok" demiyoruz artık... Büyüdük yani artık, oha! Aslında ne kadar masum...
Gel gelelim, bu kadar çocukça dışa vurulmasa da başkasında olana özenmelerin, imrenmeler hatta yuh artık derecesinde kıskanmaların da ötesinde veya berisinde birşeyler taşıyoruz herbirimiz. Çiftleşme arzusuyla yanıp tutuşan her türk gencinin sevgilisi olanlara gıpta ile izler posizyonda olmaları konusmaları en masumu, en güzeli ya da "E hadi tamam" şu ötedeki elemanın altındaki audi tt'ye "yok begenmem, istemem, beni bi honda civic keser abi, ayagımı yerden keser yani" diyen akl-i dengesini yitirmiş arkadasları zaten aramızda barındırmıyoruz, fakat ufak tefek saplantılar gülünç olmuyor değil...
* * *
Trend diyorlar şimdikiler, bize ufakken moda diye öğrettiydiler, sene 1953... Yok artık, "Allah razı olsun bulandan" edebiyatı yapmayı hiç sevmem. Markalaşmak güzeldir, cebinize daha çok para girmesini sağlar ya da cıkmasını. "Adamına göre değişir". Yalnız ve güzel kampusumun değişilmezi trendler... Koç insanı modayı iyi bilir, sever sayar. Uyar. Uydurur. Kızlarımızın saçına bakır, üstüne mesela bi GAP, altına "eh işte bi kot", en aşagı Converse, biraz daha olaya ciddi bakarsa yımıhrta burun açık bi ayakkabı. Erkeklerimiz daha vurucu bu konuda, aman deyim. Hoş bi göynek iki düğme açık, he o yoksa yakası havaya dik olacak hale getirilmiş polo şeysi makbuldur. Alt serbest, fakat polo yakaların kalkmadığı bi üst hoş olamaz, olmamalı. Yine de eh işte bi sweat ya da t-shirt ideal be kuzum... Havaların serin hal hüküm sürdüğü günlerde sırta yerleştirilmiş, kollarıyla gogus kısımda sarmaş dolaştırılmış beyaz bi kazak pek bir mukemmeliyet teşkil eder unutmadan beliritiyim. Hele altına pembe bi göynek de giyseniz, pek bi iyisiniz...
Yahu tamam, bu dunya ya da yurdum insanı nasıl 70lerde sacını başını aptal aptal uzattıysa, elbette ayagına converse'ni de giyecek, yuh yani. Sonuçta biz de bir toplumuz yahu, beraber yaşıyoruz, değil mi!
Misal,
Poşu.. Urfa atkısı diyorum ben. Böle siyahlı grili beyazlı-renklileri de var ama yadırgıyorum ben onları takanları-, philistine scarf da derlermiş. Görüyorum sağda solda, boyunlarda. İmreniyorum. Kıskanıyorum. Nerden geldi, nasıl bulaştı insanımıza hiçbirfikrim yoktur. Begeniyorum.
Siyasi-kültürel bakımdan kafası allak bullak olmuş insanımızın marjinalliği aradığı birşey sanırım poşu. Özellikle de siyasi olarak. Kıçı dondugu için takmıyor ya! Donsa kıçına bağlar hem. Fakat bu sarı çizgili siyah veya beyaz çizgili yeşil adidas eşofman altı gibi bişi. Bir ihtiyaç. Geçenler okudum bi yerde, viral fashion. Cuk diye oturur bu poşunun kucağına... Geçen senelerdeki ABD ve Avr. kaynaklı bir moda rüzgarı olsa gerek bu görülen hem kampüsümüzde hem de yurt içindeki çeşitli onemli caddelerde, avm'lerde falan. 08-09 kış modasının süpper aksesuarı...
İnsan gurur duymuyor da değil fakat, kültürümüze sahip çıkıyoruz ya da ne bileyim, işte bakın ey dünya biz bir kültür mozaiğiyiz cartız curtuz. Tıpkı Demet Akalın ablamızın nasıl İbrahim Tatlıses türküsü okuyor olması gibi. Maşallah, cillop! Çarpık ilişkiler yaşanıyor elbet. Kapitalist düzenin hüküm sürdüğü mordor diyarında, devrimci-isyankar ruhun ve "dağdan mı geldiniz, diyarbakırdan mı" imalarıyla dolu deriinn karanlık ve sessiz fangorn ormanı arasında rohan-minis tirith civarlarında sıkışmışlığın bi mozaiği...
Seviyoruz mutemadiyen...
8 Kasım 2008 Cumartesi
Koc Universitesi'nden Ulasim
şu yazdı:
mert
6 Kasım 2008 Perşembe
28 Ekim 2008 Salı
Universite adaylari icin...
şu yazdı:
mert
oss ye girip iyi bir puan almak kadar onemli olan bir diger nokta ise iyi bir tercih yapmaktir. benim de 3 sene once yasadigim bu tercih sikintisini asmanin en iyi yolu ise kafaniza koydugunuz universiteleri soyle guzelce gezmektir. orada okuyan ogrencilerden, calisanlardan bilgi alarak nasil bir ortama gireceginizi bilmeniz tercih yapmaniz konusunda yardimci olacaktir. bu konuda sizlere ilk tavsiyem koc universitesini en yakin zamanda gezmeniz. zaten su siralar olusturulan ogrenci grubu okula gelen liseleri gezdirmekle gorevliler. eger imkaniniz yok ve universitemize gelemiyorsaniz da sizler icin universitemizi ayaginiza kadar getiriyorum ve asagidaki adresi ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. hepinize tercih yapma surecinde kolayliklar dilerim. http://www.ku.edu.tr/virtualtour/en/
18 Ekim 2008 Cumartesi
Koc Universitesi Gonulluleri
şu yazdı:
mert
Koc Universitesi Gonulluleri kendini gelistirmeye devam ediyor. Sene icerisinde yaptigimiz bircok aktiviteye ve yardim kampanyalarina maddi destek bulmak icin kendini gelistirmeye devam eden KU Gonulluleri bunun icin ilk adim olarak web sitesini hizmete sokmustur. Ku Gonullulerinin web sitesine www.kugonulluleri.org dan ulasabilirsiniz. Sitenin yapan Sahin arkadasima buradan cok tesekkur ederim, elinden gelenin en iyisini yaptigina eminim. Peki sitemizin iceriginde neler var? Ben birkac cumleyle burada aciklamaya calisacagim ama sizler yinede siteye girip kendiniz gorseniz super olur.
Oncelikle web sitemiz kendi uyelerinin birbirine ulasmasi problemini cozmus gozukuyor. Ayni sey onceki senelerde gonulluluk yapanlarini da kapsamaktadir. Bunun yaninda sitemizin ustundeki ana menuden Ku Gonullulerinin tarihcesine, devam etmekte olan projlerine ulasabilirsiniz. Bunlara ek olarak uyelerimiz kulup aktivitelerinde cekilen fotograflara da rahatlikla ulasabilecekler. Diger ozelliklerini kesfetmeyi de sizlere birakiyorum
Koc universitesi'nde Internet Erisim Problemi
şu yazdı:
mert
2008-2009 Egitim yilina baslangic yapan guzide universitemiz ne yazik ki internet altypisindaki problemlerden dolayi ogrencilerini hayal kirikligina ugratti. Ilk birkac gun olur oyle deyip fazla kafaya takmadigim bu problem ilerleyen gunlerde internet baglantimin surekli kesilmesiyle artik can SIKICI bir hal almisti. bu hafta okul baslayali 5 hafta oldu ve kendi adima sunu soyleyebilirim ki internet baglantisi gecen seneleri aratmakta. bu ise cozum olarak CIT'nin vermis oldugu cozum onerisi ise bilgisayarlara format atilmasini ve belirli yazilimlarin kullanilmasini iceriyor. bircok kisiden duyulan rahatsizliklarin sebeplerinden biri de yillik 25.000 ytl verilen universitenin internet baglantisinin olmamasidir. Neyse, 1 aylik bir sure icin internet olmamasini cok buyuk bir problem de yapmak istemiyorum. Cunku bunlardan daha onemli seyler var, gelecek yazilarda.
24 Mayıs 2008 Cumartesi
Havuz izlenimlerim
şu yazdı:
mert
22 Mayıs 2008 Perşembe
Çelişki
şu yazdı:
mert
okulumuzda gün geçmiyor ki yeni ve absürd bir olayla daha karşılaşmayalım. şimdi ki olayımız ise henry fordu yurdunun önündeki çimenlik alanla ilgili. bazı arkadaşları dikkatini çekmiştir son bir kaç gündür bu çimenlikte bir hareketlilik var. önce çimenler değiştirilecek dendi. ardından gübre atılarak varolan çimenlerin yaşatılması yönünde bir karar alındı. şu sıralarda da sulama işlemleri var. peki bu sulamanın saatleri hiç dikkatinizi çekti mi. benim bildiğim sulama işlemi tepede günes yokken yani akşam üzeri yada sabah erkenden güneş etkisini göstermeden yapılır. fakat bizim okulumuzda bu işlem biraz daha farklı işliyor ve öğlen 12 yada 1 gibi sulama işlemleri başlıyor. evet evet, öğlen sıcağında sulama işlemi yapılıyor ve bunun yapıldığı yer bir eğitim yuvası olan koç üniversitesi yani herhangi cahil bir işverenin bahçesi değil. şimdi bunu üzerine dahada enteresan birşey daha söyleyeceğim. bu sabah dikkatinizi çekmiştir epey bir yağmur yağdı. yani tam istenen saatte bütün çimenler sulandı. fakat öğlen saat 2 de öğrenci merkezine giderken bir de ne göreyim. evet tahmin edebileceğiniz gibi yine sulanıyordu. adeta fıkra gibi. neyse bu okulda pek çok şey zaten saçma bir şekilde ilerliyor. ben diğer saçma olaylarıda buraya yazmaya devam edeceğim.
21 Mayıs 2008 Çarşamba
Müjdeee! Havuz açıldı
şu yazdı:
mert
arkadaşlar 20 mayıs itibariyle havuz cafe ve bar açıldı. bugünkü havanın durumunu görünce bu yaz havuzun epey bir ziyaretçisi olacağına eminim. yaz okuluna kalacak arkadaşlara tavsiyem havuz aboneliği almalarıdır. çünkü zannedersem geçen sene giriş 5 ytl idi. bu sene ise aylık üyelik 25 ytl diye biliyorum. yaz okuluna kalacak arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.